TÜBİTAK'ın Yenilenen BİGG Programı: Detaylar ve Başvuru Süreci
09 Şubat 2024
Bir iş fikri insanın aklına düştüğünde, önce güzel taraflarını düşünür. Ürünü hayal eder, müşterileri hayal eder, belki ofisin nerede olacağına bile karar verir. Henüz ortada şirket yokken şirketin adını aramaya başlar. O heyecanı anlıyorum. Ancak bir noktada durup şu soruyu sormak gerekiyor: Ben bu fikrin hayalini mi seviyorum, yoksa bu işi yapmanın sorumluluğunu almaya da hazır mıyım?
Girişimcilikte bu sorunun cevabı zamanla ortaya çıkıyor. İlk müşteri görüşmesinde, beklenen satış gerçekleşmediğinde, ortaklar arasında fikir ayrılığı yaşandığında… Başlangıçta ayrıntı gibi görünen konular, bir süre sonra işin geleceğini belirleyen meselelere dönüşebiliyor. İnsan, şirket kurmanın ardından her gün yeniden karar vermesi gerektiğini yaşayarak öğreniyor.
“Eyvah Girişimci Oldum” kitabımı yazarken bu süreci anlatmak istedim. Girişimciliğe heves eden birinin yola çıkmadan önce düşünmesini, yola çıkmış birinin de gerektiğinde durup kendi işine dışarıdan bakabilmesini önemsedim. Çünkü işin içindeyken bazı soruları kendimize sormayı erteliyoruz. Yapılacak işler, yetişecek ödemeler ve çözülmesi gereken sorunlar arasında, neden başladığımızı ve nereye gittiğimizi gözden kaçırabiliyoruz.
Mesela müşterimizi gerçekten ne kadar tanıyoruz? Ürünümüzü anlatırken gösterdiğimiz sabrı, müşteriyi dinlerken de gösterebiliyor muyuz? Birinin fikrimizi beğenmesiyle o ürün için ödeme yapması arasındaki farkı yeterince düşünüyor muyuz? Bazen aylarca üzerinde çalıştığımız bir çözümün, müşterinin öncelikleri arasında olmadığını fark ediyoruz. Bunu öğrenmek can sıkıcı olabiliyor. Ama ne kadar erken öğrenirsek, önümüzdeki seçenekler de o kadar fazla oluyor.
Kitapta fikirden müşteriye, şirketleşmeden ortaklığa, ekip kurmaktan büyümeye kadar pek çok konuyu bu bakışla ele alıyorum. Para kadar zamanın, doğru ekibin ve öğrenme becerisinin de girişimin geleceğini etkilediğini anlatıyorum. Her şeyi baştan bilmek mümkün değil. Fakat neyi bilmediğimizi fark etmek ve varsayımlarımızı sınamak mümkün.
Dr. Alaattin Büyükkaya’nın kitabın ön sözünde dikkat çektiği bir konu var: Girişimciliğin heyecan kadar sabır, cesaret kadar hesap, hayal kadar disiplin gerektirmesi. Bu düşünceyi değerli buluyorum. Başlangıçtaki motivasyonun günlük çalışma düzenine, müşteriyle kurulan ilişkiye ve verilen kararlara yansıması gerekiyor. İşin devamlılığı biraz da burada şekilleniyor.
Bu nedenle kitabın özellikle iş kurmayı düşünenlere, henüz başlangıç aşamasındayken eşlik etmesini isterim. Aklında bir fikir olan gençlerin, kurumsal hayattan ayrılmayı değerlendirenlerin ve birikimini kendi işine yatırmaya hazırlananların, kararlarını daha fazla soruyla sınamasına yardımcı olabilir. İnsan neye hazır olduğunu kadar, hangi konuda hazırlık yapması gerektiğini de görebilmeli.
Kendi işini kurmuş olanların ise kitapta tanıdık durumlarla karşılaşacağını düşünüyorum. Çok çalışıp karşılığını alamamak, her işe yetişmeye uğraşmak, görevleri paylaşmakta zorlanmak, büyümek isterken kaynakları zorlamak… Böyle zamanlarda yaşadığımız sorunu tarif edebilmek bile kıymetli. Çünkü neyin aksadığını anlamadan, daha fazla çalışarak aynı sorunu çözmeye uğraşabiliyoruz.
Girişimcilere eşlik eden mentörler ve yöneticiler için de benzer bir ihtiyaç var. Bir girişimin rakamlarına bakarken, o rakamların arkasındaki kararları ve o kararları veren insanı anlamak gerekiyor. Girişimcinin ürününe duyduğu bağlılık, belirsizlik karşısındaki tutumu veya yardım istemekte zorlanması, işin gidişatını etkileyebiliyor.
Arka kapakta Nuri Murat Avcı, denizcilik geçmişinden hareketle kitabı bir deniz fenerine benzetiyor. Yol gösteren, risklere dikkat çeken bu benzetme benim için anlamlı. Her girişimin koşulları farklı; yine de başkalarının işaret ettiği bir tehlikeyi zamanında görmek, kendi yolculuğumuzda daha bilinçli karar vermemize yardımcı olabilir.
Kitabı hazırlarken, okuma sırasında akla gelen sorular üzerinde de düşündüm. Bir sayfada anlatılan konu, okuyucunun kendi işiyle ilgili bambaşka bir soruyu ortaya çıkarabilir. “Peki, bunu benim işimde nasıl değerlendirmeliyim?” diye düşündüğümüzde, o konuyu konuşabilmek isteriz. Bu yüzden kitaba, yapay zekâ destekli dijital ikizimle soru sorabileceğiniz bir deneyim de ekledik.
Kitapla birlikte hediye edilen bu girişimcilik danışmanlığı deneyiminde, dijital ikizime 20 soru yöneltebilirsiniz. Tek kullanımlık şifreniz kitabın içinde yer alıyor. Okurken aklınıza takılan soruları anında sorabilir, aldığınız yanıtlarla konuyu kendi girişiminiz açısından değerlendirmeye devam edebilirsiniz. Böylece her okuyucu, kitabın yanında kendi sorularıyla şekillenen bir düşünme alanı da bulabilir.
“Eyvah Girişimci Oldum” artık okuyucularıyla buluştu. Benim dileğim, bu kitabın yalnızca okunup rafa kaldırılmaması. Bir ortaklık kararı öncesinde, yeni bir ürüne yatırım yaparken veya işler beklediğiniz gibi gitmediğinde yeniden açıp bakacağınız bir kaynak olması.
Bir fikriniz varsa, onun için heyecan duymanız çok güzel. Şimdi o heyecana biraz da soru ekleyin. Kimin sorununu çözeceksiniz? Bunu nasıl anlayacaksınız? Elinizdeki kaynaklarla neyi deneyebilirsiniz? Vereceğiniz cevaplar, fikrinizi hayata geçirirken atacağınız ilk adımları daha net görmenizi sağlayabilir.
Kitap ve kitapla birlikte sunulan dijital ikiz deneyimi hakkında ayrıntılı bilgiye www.eyvahgirisimcioldum.com adresinden ulaşabilirsiniz.